Sayın Veli,

          Bebeklik çağında büyümeleri anne baba tarafından dört gözle beklenen çocuklara, ergenlik çağına geldiklerinde “ keşke hep bebek kalsalardı “ dedirtecek hale gelebilirler. Belki haklı olan bu tepkilerin verilmesinin nedeni anne babaların çocuklarının bu çağdaki davranışları hakkında bilgisiz olmalarıdır.

          Anne babalar da bu dönemde huzursuzdur, çünkü herşeyin yoluna gireceğini sandıkları bir dönemde birdenbire ortaya çıkan huysuzluklara, nedensiz öfke patlamalarına anlam veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkan, hiçbir şeyi beğenmeyen, en ılımlı uyarılara sert karşılık veren genç karşısında, soğukkanlı olmak gerçekten güçtür. Gence verilen öğütler, iyi niyetli sözler geri teper, böylece bir süre sonra iletişim kopar. Gencin kurallara aldırmayışı, yasaklara boş verişi anne babayı çileden çıkarır. “ Bu evde yaşanmaz “ diyerek kapıyı çarpıp çıkan genç bir süre sonra hiçbirşey olmamış gibi eve dönebilir. Ertesi gün sınavı varken az önce ayrıldığı arkadaşıyla telefonda uzun süre konuşur, sınavı hatırlatılınca, “ Ben çocuk muyum ?, ne yaptığımı biliyorum. “

          Bu çağda genç, anne babaya ters gelecek sözleri seçmede ustalaşmıştır, onları eleştirme fırsatını hiç kaçırmaz, insanı deli edecek sözleri çok rahat söyler. “ Okuyup da ne olacağım, futbolcular babamdan çok kazanıyor.” deyiverir. Anne babanın savundukları şeylerin tam tersini savunur, onlarla tartışmaya girmekten kaçınmaz. Örneğin, babasının siyasi görüşünün tam tersini savunur, tutmadığı partiyi tutar görünür, sevmediği kişileri göklere çıkarır, toplumu birden düzene koyacak reçeteler üretir. Sonunda baba dayanamaz ; “ Sen düzeni değiştireceğine, önce otur da derslerini düzene koy. “ der. Aslında gencin de istediği budur, yani baba yenik düşmüştür. Çünkü gencin istediği ailesinden farklı ve bağımsız fikirlerin olabileceğini ispatlamaktır.

          Ergenlik çağına gelen gencin gözünde anne baba eski gizemini yitirmiştir. Çocukluğunda çok üstün ve güçlü varlıklar olarak gördüğü anne babasına artık gerçekçi bir gözle bakar. Hatta kendi kimliğini, kişiliğini bulduğunu sanan genç, bunu ispatlamak için anne babasını, yakın çevresini sürekli eleştirir, küçümser ve alabildiğince bağımsız olmak ister.

          İşte siz anne babalar böyle bir tablo ile karşı karşıyasınız . Çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiği hakkında kafası karışmış ebeveyn için bu konuda yapılacak yardım ve bilgilendirmeler sağlıklı bir iletişim ve huzurlu bir aile ortamı için büyük önem taşımaktadır.


          SİZLERE TAVSİYEMİZ ;

• Anne babalar; çocuklarının kendi kimliklerini ortaya koymalarına bazen izin vermek istemez. Özellikle çocukları kendilerinden farklı ise.....
Oysa çocuğunun farklı bir kişilik olabileceğinin bilincinde olan aile onun davranışlarının çoğunu kabullenir. Çünkü onun, çocuğu için düşündüğü bir kalıp yoktur. Anne baba tarafından kabullenen gencin gelişimi en üst noktaya yükselir. Kabul edici bir anne baba çocuğun yaşamını geliştirmesine izin verir; daha az kabul edici bir anne baba çocuğun yaşamını, onun adına planlamak ister. Çocuklarımızın kendimizden ne kadar ayrı bir kişilik olduğunu kabullenirsek onunla iletişim daha sağlıklı olur.

Çocuğunuzun özel bir kişi olmasını istemeyin, yalnızca kendi isteği doğrultusunda gelişimini tamamlamış, sağlıklı, yeteneklerini gerektiği gibi kullanan bir kişi olmasını sağlamaya çalışın.

• Anne babalar şunu unutmamalıdır: Genç, “ kendisinin bütün duyguları en yoğun biçimde yaşadığını, kaygı ve sıkıntılarının derin ve sonsuz, neşesinin, sevincinin, sevgisinin, umudunun parlak, düşüncelerinin doğru ve kesin olduğuna inanır.
Gençlerin sağlıklı gelişmesi için onlarla iletişimin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi gerekir. Kişiliklerine sevgi ve saygı gösterilmelidir. Evde anne ve babasından anlayış göremeyen, onlarla çatışma içinde olan genç, evde bulamadığı güveni arkadaş çevresinde arar ; onlara daha çok bağlanır ve onların davranışlarını benimser. Arkadaşlarından ayrı kalmamak için kendisine aykırı gelen düşünceleri, tutumları ve davranışları bile benimseyebilir.

• Gençlerle iletişimde ilk kural, gencin tepkileri ve çelişkili davranışları karşısında soğukkanlı kalabilmektir. Genci ne pahasına olursa olsun sindirmeye kalkan anne babalar beklenmedik çıkmazlara girebilirler. Eve geç gelen kızına bağırıp çağıran anne ve tokat atan baba, genç kendi canına kıymaya kalktığını gördüğünde ne yapacağını bilemez.

• Gencin kimi davranışları ana babayı çileden çıkaracak cinsten olabilir. Bu durumda öfkelenmemek elde değildir. Anne babanın aşırı sabır göstermesi de gerekmez. Öfkeyi kabaca dışa vurmakla, öfkelendiğimizi belli etmek ayrı şeylerdir. “ Bu davranışın beni çok kızdırdı “ diyebiliriz. Saçma bir davranış karşısında “ Sen aptalın birisin, ne zaman akıllanacaksın bilmem ki “ demek yerine “ Bu yaptığın saçma ve aptalca bir iş “ demek daha az yaralayıcıdır. Birincisi “ kişiliğe yönelmiş “ bir suçlama, ikincisi “ davranışı eleştiren “ bir sözdür. Genel bir kural olarak; eleştiriler gencin kişiliğine değil, beğenilmeyen söz ya da davranışa yöneltilmelidir. “ Zaten senden başka bir şey beklenilmez ki ! “ , “ Sen ne zaman adam olacaksın. “ gibi sözler umut kırıcıdır. Genci, davranışını düzeltmeye değil, inatlaşmaya götürür.

• İnsanların kızgınlıklarını bu türde dile getiren ifadelere “ SEN DİLİ “ denir. Bu yıkıcı ve yaralayıcı iletişim biçimine alternetif olan iletişim yöntemi ise “ BEN DİLİ “ ‘dir. “ Kes şu müziğin sesini demedik mi ? “ gibi onur kırıcı bir ifade yerine “ Müzik bu kadar yüksek olunca okuduğumu anlamıyorum ve başım ağrıyor. “ demek karşı tarafa kızgınlığın nedenlerini belirttiği gibi, kişiliği değil davranışı eleştirdiği için uyulması ve dinlenmesi daha mümkündür. Ben dilinde kendimizi ortaya koyduğumuzda karşı taraf bize verdiği değerden ötürü söylediklerimizi dinleyebilir. Mesela, anne yorgun, akşam yemeğini hazırlamış ve birkaç defa çağırdığı halde oğlu hala masaya gelmemiş, nihayet geldiğinde anne ( sen dili ile ) : “ Bu evi lokanta zannediyorsun galiba ben senin hizmetçin miyim ? “ derse genç, bu duruma ya karşılık verir ya da asık bir yüz ifadesi ile susar. Bunun yerine ( ben dili ile ) : “ Oğlum yemeği hazırladım ve yorgunum seni sürekli çağırmak beni daha çok yoruyor ve üzüyor. “ demek daha doğru ve yapıcıdır. Odası dağınık olan kızına ; “ Ne
pasaklı şeysin, senin kadar düşüncesiz birini görmedim. Şu odanın haline bak, bir şeyi de söylemeden yap. “ gibi suçlayıcı ve kişiliğe yönelik sen mesajı yerine ; “ Odan böyle dağınık olduğu zaman toplamak zorunda kalıyorum ve yoruluyorum. “ gibi kızgınlığın nedenlerini açıklayan ben mesajı, iletişimin daha olumlu bir şekilde kurulmasını sağlar.

• “ Sinirleniyorum, kızıyorum, üzülüyorum, korkuyorum “ gibi ben dili ile ifade edilen kızgınlıklar başkaları hakkında değerlendirme ve yorumlarımızı değil, bizim olay karşısındaki duygularımızı belirtir. Gençler, duyguları çok daha yoğun yaşadıklarından, duyguların ifadesi onların durumu daha iyi anlamasına, kendilerini anne babalarının yerine koyabilmelerine ve dolayısıyla anne babada olan etkiyi fark ederek, davranışları onlar için değiştirmek istemelerine yol açabilir. Bu tür iletişim olan ailelerde anne baba ve gençler arasındaki sürtüşmelerin azaldığı, olayların güç gösterisinden çıkıp saygı ve sevgiye dayalı insanlar arası ilişkiler çerçevesine girdiği görülmektedir.

• Olumlu ve sağlıklı iletişimi engelleyen bazı ifade ve davranış biçimleri vardır;

EMRETME, YÖNETME ; “ Yapman gerekir “, “ Yapacaksın “, “ Yapmak zorundasın “ İsyankar davranışa yöneltebilir, direnci artırır.

TEHDİT ETME ( GÖZDAĞI VERME ) ; “ Yapmazsan...... olur “ , “ Ya yaparsın, yoksa.....” Söz konusu tehditin gerçekten yerine gelip gelmeyeceğini deneyebilir.

YARGILAMA, ELEŞTİRME, SUÇLAMA ; “ Olgunca düşünmüyorsun “ , “ Sen zaten tembelsin “ Değersizlik duygusu oluşabilir, ya da karşı tepkide bulunabilir.

AD TAKMA, GÜLÜNÇ DURUMA DÜŞÜRME ; “ Koca bebek “, “ Hadi sen de sulugöz “ Genellikle karşılık vermeyi zorunlu kılar.

ÇOK İNCELEYİCİ SORULAR SORMA ; “ Neden ? “ , “ Kim ? “ “ Nasıl ? “
Genç cevaplamadan kaçınmaya yalan söylemeye, terslemeye yönelebilir.

KONUŞMALARI ALAYA VURMA ; “ Zaten sen dünyayı kurtaracak adamsın...” Konuşmaların dikkate alınmadığını düşünüp, bir daha iletişim kurmaktan kaçınır.

HER KONUDA AHLAK DERSİ VERME ; “ Yapmalıydın “ , “ Şöyle yapmak gerekir “ “ Senin sorumluluğun “ Genç durumunu daha da savunmaya başlar. Kim demiş, nedenmiş, hadi canım gibi.

AŞIRI TESKİN VE TESELLİ VERME ; “ Aldırma “ “ Boşver düzelir “ Beni anlamıyorlar şeklinde düşünmesine sebep olur. Oysa onun istediği sadece kendisiyle birlikte üzülecek birisidir.

İyi bir ailenin gence sağladığı olanaklardan biri de kötü sonuçlardan korkmadan içini dökebilmesi, duygularını açığa vurabilmesidir. Genç, başına buyruk davrandığı, evden sıkıldığı zaman bile, onun için ailesi denize açıldıktan sonra geri dönüp sığınabileceği bir liman olma özelliğini kaybetmemelidir.

• Gencin öfkesinden ürkerek, ondan korkarak her davranışı alttan alıp “ Canım yavrum, cicim kuzum “ diyerek her isteğini yerine getirmek, genci kazanmada kısa vadede etkili, ama etkisi çabuk geçen bir yöntemdir. Gençler bir yandan yerli yersiz isteklerle anne babasının karşısına çıkarken, öte yandan içten içe dizginlenmeyi bekler. Hoşlarına gitmese de neye, niçin karşı çıktığını anlatan anne babaya uyarlar. Bu nedenle anne baba kesin tutum sergilemekten çekinmemelidir. Ancak yürütemeyecekleri bir kararı da almamalıdır. Gencin tartışarak, anne babayı usandırarak koparacağı izni, ona baştan vermek daha uygundur.

• Bir başka önemli kural, ayrıntılar üzerinde gençle sürtüşmeye girmemektir. Saç biçimi, giyimi, oturuşu, kalkışı gibi konuların üstünde çok durmak, gereksiz tartışmalara girmek anne babanın genç üzerindeki otoritesini aşındırır.

• Gençlik çağında özgürlükleri artırarak gence daha geniş bir serbestlik tanımak gerekir, ama gence ev içinde değişmeyen ve herkesin uyduğu kesin kuralların olduğunu hissettirmek yerinde olur.

• Son olarak şu unutulmamalıdır ; bir arada yaşayan insanların ara sıra sürtüşmeleri kaçınılmazdır. Her sağlıklı ailenin de yer yer çatışmaya girebileceği gerçeğini kabullenmek gerekir.

“ Sevgi “, en değerli duygumuz, en güçlü, en gönendiren duygumuz.
“ Sevgi “, öte yandan, en çok kullanıp en hızla yıprattığımız duygumuz.
“ Doğru sevgi “, onu doğru anlamaktır.
Onun doğrularını desteklemektir.
Ona değer vermesini bilmektir.
Onu kendisi olmaya yöneltmektir.
Ona yaşam gücünü kazandırmaktır.
“ Yanlış sevgi “, onu bağımlı kılmaktır.
Onun yanlışlarını desteklemektir.
Onu mülkiyete tapulamaktır.
Ona teslim olmak, yalvarmak, dalkavukluk etmektir.
Onu yönlendirmek için hile yapmaktır.
“ Seven ve sevilen anne baba olmak “, doğru sevgiyi bilmekle, doğru sevgiye yaratmak ve paylaşmakla olur. ( Dr. Erdal ATABEK, Erkan büyüyen çocuklar )

<<< Velilere Mektuplar