|
Sayın Veli,
Çocuklarımızı tanımanın
en iyi yolu onu anlamaktır. Önemli olan sorunlar karmaşıklaşmayıp,çocuğu
mutsuz kılmadan, onu uyumsuzluğa itmeden ele alabilmektir. Çocuğu doğru
tanıyıp onunla yakın ve ılımlı ilişkiye girebilen anne ve babalar
problemlerini en aza indirip, mutluluklarını artırabilirler.
Genç kuşakların sağlıklı yetişmesinde, köklü bir eğitim almalarında ve
başarılı olmalarında, ailenin çocuğuna karşı takındığı tavır çok
önemlidir. Sizlere bu konuda yardımcı olacağını düşündüğümüz Öğrenmede
Ailenin Rolü , Ergenlik Dönemi ve Özellikleri ile ilgili bilgiyi
göndermeyi uygun bulduk. Zaman zaman sizlere çeşitli konularda bu şekilde
bilgiler içeren mektuplar göndermeyi planlıyoruz.
Eğitim Aile-Okul ve Çevre içinde oluştuğunu bilerek çocukta olumlu
davranış değişiklikleri yapmak için Veli-Okul diyalogunun sürekli olması
gerekmektedir.
İleride doğabilecek muhtemel problemleri önlemek bakımından her konuda
olduğu gibi bu önemli konularda da okulumuzda yeni kurulan rehberlik
servisi ve okul yönetimi ile işbirliği içinde olacağınıza inanıyor, her
türlü sıkıntınızda okul rehber öğretmeni olarak sizlere yardıma hazır
olduğumu bildirmek istiyorum. İlgi ve işbirliğiniz için teşekkür ediyoruz.
ÖĞRENMEDE AİLENİN ROLÜ
Çocuğun kişiliğinin
gelişmesinde olduğu kadar, öğrenmeye karşı takındığı tavırda da en etkili
çevre ailedir. Ailenin, çocuğun öğrenmesine takındığı tavır ve ilgileri
okul eğitimini olumlu etkilediği gibi, engelleyicide olabilir.
Ailenin gelir düzeyinin
çevre ailelere göre azlığı ya da çokluğu, ailede ki ölüm, boşanma gibi
nedenlerle aile birliğinin bozulması, aile içinde anneanne, dede, hala,
dayı vb. yakın akrabaların yaşaması, bunların çocuklarla
ilişkisi,ana-babanın her ikisinin de çalışması ya da işsizliği, ailenin
sık sık yer değiştirmesi, aile içindeki geçim, geçimsizlik, ailedeki
çocukların sayısı, aile yapısının demokratik olup olmaması, çocuğun öz ya
da üvey olması, gibi durumlar sağlıklı veya sağlıksız bir öğrenme
ortamının oluşmasında büyük rol oynamaktadır.
Eğitim, ailede, ailenin
yardımı ile okulda, toplumun ve bireyin etkisi ile okul dışında ve okul
sonrasında sürer. Çocuğun okuldaki davranış ve başarısı büyük ölçüde aile
ocağında ki yaşayışına bağlı olduğu gibi, evdeki davranış ve ilişkilerde
okulda kazandığı tecrübelerin etkisi altındadır. Çocuğa en elverişli
gelişme ve yetişme imkanlarının sağlanabilmesi aile ve okul arasındaki
işbirliğine bağlıdır. Çocuğunuzu gerektiği gibi izleyebiliyor musunuz ?
Okulun vermek istediği ve verebildiği alışkanlıklarla, ailenin vermek
istediği ve verebildiği alışkanlıklar arasında bir bağlılık-paralellik
kurulabilmiş midir? Çocuğun fiziksel ve zihinsel yetileri normal olduğu
halde derslerinde niçin başarılı değildir? Bunda çevre ve ailenin etkisi
nedir? Gibi soruların cevaplandırılması, aile-çevre-okul üçlüsünün
işbirliği içerisindeki çalışmalarında aranmalıdır. Okul aile eğitimini,
aile de okul eğitimini tamamlamak zorundadır.
Aile Tipleri ve Çocuk Üzerindeki Etkileri :
1. Çok Seven Kollayan Gevşek Disiplinli Aile:
Çocuğa büyük bir sevgiyle
bağlanmışlar, tam benimsemişlerdir. Çok sıcak, verici ancak koruyucu ve
kollayıcıdırlar. Tüm yaşamları çocuğa göre düzenlenmiştir. Yalnız çocuk
için yaşar gibidirler. Her gereksinimi anında karşılar bir dediğini iki
etmezler. Çocuğun ağlamasına, üzülmesine dayanamaz, tüm nazını çekerler.
Böyle bir çocuk bağımlı, sürekli alıcı, tutturucu ve nazlıdır. Çünkü kendi
başına güçsüz ve güvensizdir, kendi kanatlarıyla uçmayı öğrenemez.
2. Sıkı Disiplinli Sevecen Aile :
Bu aileler de çocuklarına karşı sevecen, ilgili ve düşkündürler. Çocuğun
tüm maddesel ve ruhsal gereksinimlerini karşılarlar. Çocuğun sağlığı ve
öğrenimi için hiçbir özveriden kaçınmazlar. Dersleriyle yakından
ilgilenirler. Ancak çocuğun eğilimlerini, yeteneklerini göz önüne almadan
çeşitli dersler aldırır, sınavlara hazırlar, yarışmalara sokarlar. Başka
bir deyişle böyle anne babalar çocuğa karşı vericidirler, ancak
beklentileri de yüksektir. Aşırı kuralcıdırlar, çocuktan başarı beklerler,
yaşından daha olgun davranmalarını isterler.
Bu koşullarda yetişen çocuk, yeteneği varsa okulda başarı gösterebilir,
örnek öğrenci de olabilir, ancak arkadaşlık ilişkileri zayıf, toplum
içindeki davranışları çekingendir. Girişkenlikten yoksun kalır, çünkü
sürekli olarak ana-babadan onay bekler. Yanlış yapmaktan korkar, kendi
başına karar veremez.
3. Baskıcı-İtici-Sevgisiz Aile :
Bu ailelerde, gence küçükten beri sevgi ve sevecenlik gösterilmemiştir.
Aile ortamı gergin, ilişkiler düşmancadır. Bol eleştiri, azar, aşağılama
ve dayak vardır. Çocuğu dinlemek, anlamaya çalışmak, davranışının
nedenlerini araştırmak gibi duygusal paylaşma belirtileri görülmez.
Böyle evlerde yaşayan çocukların benlik saygıları düşüktür. Güvensiz ve
tedirgindirler, düşmanca duygularla doludurlar. Ergenlikten önce sinen,
korkan bir çocuk, ergenlikten sonra tüm baskı ve dayağa karşın
başkaldıran, başına buyruk davranan, kuralları hiçe sayan bir genç olur
çıkar. O güne kadar biriken düşmanca duygularını ve kinini kendinden
güçsüzlere yöneltir. Hiçbir zaman ana-babasıyla yeterli özdeşim kuramadığı
için onlardan bağımsızlığını alması zor olmaz.
4. Sevgisi Yetersiz, Disiplini gevşek Aile :
Bu aileler, çocuğa karşı ilgisiz, ruhsal gereksinimlerine karşı
duyarsızdırlar. Çocuk ayak altında dolaşmadıkça, ağlamadıkça ya da
muzurluk yapmadıkça ilgilenmezler. Çocuğa gösterilen sevgi ve sevecenlik
yetersizdir. Bunun yanında denetim de çok gevşektir. Çocuk kendi kendine
büyür, tek başına bırakılmış gibidir. Çocuk yakalanmadıkça, göze
batmadıkça ceza görmez, yakalanınca da aşırı ceza görür.
Böyle sevgi ve denetim yetersizliği içinde büyümüş bir çocuk için gençlik
çağında en olumlu sonuç çırak olarak bir yere girmektir. Çoğu okulu
bıraktığı için boşta gezer, ne iş bulursa yapar, yasal olmayan işlere
bulaşabilirler.
5. Seven, Benimseyen, Demokratik Aile :
Çocuklarını seven ve benimseyen çağdaş ailedir. Ana ve baba arasında saygı
ve sevgi vardır. Sorunlar buyruklarla değil, konuşarak çözümlenir. Ara
sıra çıkan tartışma dışında aile içinde uzun süren çekişme, kavga ve
anlaşmazlıklar yoktur. Sorunlara, konuşup danışarak çözüm bulunur. Evde
gerginlik yerine ılımlı, sıcak bir hava vardır. Çocuklara söz hakkı
tanınmıştır. Birlikte konuşma, şakalaşma, eğlenme yanında herkesin uyacağı
kurallar belirlidir. Ancak bu kurallar dayakla, baskıyla korkutmayla
sürdürülmez, herkesin gönüllü benimsemesi söz konusudur.
Böyle demokratik bir aile, gençlik çağına giren çocuğunun daha bağımsız
davranma eğilimini görür ve destekler. Bu yapılırken denetim eksik
edilmez. Gencin duygu ve düşüncelerindeki değişmeler hoşgörü ile
karşılanır. Ancak evin temel kurallarına uyması beklenir. Özgürlükleri,
kullanabileceği ölçüde ve kötüye kullanmadığı sürece artırılır.
Gence uzun uzun öğütler verilmez, ancak konuşmak istediği zaman ona kulak
verilir. İsteklerine doğrudan karşı çıkmak yerine ona sorular sorarak,
düşünmesini sağlayarak doğru yolu bulmasına yardım edilir. Arkadaşlarıyla
gezmesine, eğlenmesine makul ölçülerde izin verilir, derslerini
aksatmaması koşuluyla spor yapması desteklenir.
Demokratik bir aile içinde yetişen genç de ergenlik çağında bocalar. Ancak
bocalaması büyük çalkantılar göstermez, ana-babaya karşı duygusal
tepkileri ve çelişkili duyguları büyük boyutlara varmaz. Çoğu çatışmalar
ev içinde kalır, okul başarısını engellemez, yoldan saptırmaz.
6. Geleneksel Ataerkil Aile :
Geleneksel Türk ailesinde babanın tartışılmaz, salt otoritesi vardır. Evde
ilk ve son sözü söyleyen odur. Babaya karşı gelmek, onunla tartışmak,
sözünü dinlememek düşünülemez. Babayla çocuklar arasında korkuyla karışık
saygılı bir uzaklık vardır. Çocuklar istediklerini annenin aracılığıyla
babaya iletirler. Onu razı eden,yumuşatan annedir. Babayla çocuklar
arasında doğrudan dialog, söyleşi, şakalaşma yok gibidir. Baba, sevgisini
açıktan değil, dolaylı belli eder.
Geleneksel eğitimle yetişen genç, büyüklerine saygılı, kurallara ve
buyruklara uyan ve geleneklere bağlı, iyi bir insan olarak yetişir. Ancak
girişken değildir, yeni durumlara uyum yeteneği azdır, yaratıcılığı ise
hiç yoktur.
ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE PROBLEMLERİ
Batı dillerinde bu döneme Adölesan dönemi denir ki kelime anlamı
büyümedir. Bizde, halk arasında bu döneme Buluğ çağı, delikanlılık,
gençlik dönemi denir.
Kesin olmamakla birlikte bu dönemin 12 yaşlarında başladığı ve 20
yaşlarında sona erdiği kabul edilir. Ancak birkaç yıl erken ya da geç
başlayabileceği gibi birkaç yıl erken ya da geç bitebilir. Kız çocuklar
erkeklere göre birkaç yıl daha erken ergenlik çağına girerler.
Bu dönemde genç: fiziksel, ruhsal ve zihinsel yönden hızlı bir
değişim-gelişim sürecine girer. Dünün küçük çocuğu artık bir yetişkin
olmak için adımını atmıştır. Önünde anlaşılması güç, karanlık bir yol
uzanmaktadır ve bu durum genci oldukça kaygılandırmaktadır. Bu dönemin
genç için en büyük güçlüğü; duygusal gelişimi ile fiziksel ve cinsel
gelişiminin paralel olmayışıdır. Fiziksel yönden birey kendini bir
yetişkin gibi hissetmesine karşın, duygusal yönden hala çocuktur. Fiziksel
gelişimi de çok dengeli değildir. Kollar, bacaklar, eller ve ayaklar
gövdeye göre daha hızlı gelişirler ve bu da gençlerde dengesiz
hareketlere, sakarlığa ve duygusal problemlere neden olur.
Genç bu dönemde kimlik arayışı içindedir. Hayalinde benzemek istediği
birileri vardır. Bu kimi zaman ünlü bir aktör, ses sanatçısı, sporcu kimi
zaman da yeni icatlar yapmış bir bilim adamıdır. Ancak bunlar sık sık
değişebilir. Genç bu dönemde kendini gerçekleştirene kadar maymun
iştahlıdır.
Bu dönemde gençlerin en büyük sıkıntısı; anlayış görememeleri, gelişimleri
konusunda önceden uyarılmamaları ve bilgilendirilmemeleridir. Aile
yardımcı olmak, kontrolü sağlamak amacıyla baskı yaptıkça genç ailesinden
uzaklaşacaktır. Genç bu dönemde otoriteye karşı gelme, kararlara katılma
ve kendi karalarını kendisi verme çabaları içindedir. Bu dönemin
olumsuzlukları, gençlerin ders başarılarını da olumsuz yönde
etkileyebilir.
Bu dönemde en önemli görev ailelere düşmektedir. Ergenlik çağı hakkında
önceden bilgi vermek, uyarmak ve anlayış göstermekle genç bu dönemi
kolaylıkla atlatır. Gençlere yardımcı olunmaması, anlayış gösterilmemesi
durumunda duygusal ve cinsel problemler ortaya çıkabilir.
Sonuç olarak; eğitim ailede başlar, aile-okul-çevre etkisi ile şekillenir
ve sürer. Öğrenci başarısında ailenin etkisi oldukça fazladır. Bugün için
dikkat edilmesi gereken en önemli husus öğrencilerimizin içinde
bulundukları ergenlik çağı ve bu çağın özellikleridir.
Çocuk Yaşadığını Öğrenir
eğer
bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
kınama ve ayıplamayı öğrenir.
eğer
bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
kavga etmeyi öğrenir.
eğer
bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
sıkılıp,utanmayı öğrenir.
eğer
bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitilmişse,
kendini suçlamayı öğrenir.
eğer
bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
sabırlı olmayı öğrenir.
eğer
bir çocuk desteklenip yüreklendirilmişse,
kendine güven duymayı öğrenir.
eğer
bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
takdir etmeyi öğrenir.
eğer
bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
adil olmayı öğrenir.
eğer
bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
inançlı olmayı öğrenir.
eğer
bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
kendini sevmeyi öğrenir.
KAYNAKLAR
YÖRÜKOĞLU Atalay Çocuk Ruh Sağlığı
YÖRÜKOĞLU Atalay Aile ve Çocuk
YAVUZER Haluk Okul Başarısızlığını Etkileyen Nedenler
Aile ve Çocuk Konferansları
<<<
Velilere Mektuplar |