10 Kasım Anıtkabir Gezimiz

19 Mayıs Şenlikleri

Geleneksel Yıl Sonu Şenliklerimiz

Tiyatro Gösterilerimizden Bir Görüntü

Cüneyt KOÇ Kadir Erdem DEMİR Mustafa ÇETİNERLER Pınar KOCABAŞ

Satranç Takımımız

 

GEZİLERİMİZ


3 Kasım 1997

Anıtkabir ziyaretimiz çok anlamlıydı. Ölüm yıldönümü öncesinde Ata'mızı bir kez daha sevgi ve saygıyla andık. Bir otobüs öğrenciyle gerçekleştirdiğimiz gezimiz çok huzurlu ve bütünlük içerisinde geçti.
Gazi Üniversitesi'ne de uğradık ve kendimizce önemli bulduğumuz konuları not aldık. Cumhuriyetimizin değerini bir kez daha kavradık.

H.Aytek POLAT 10Fen/B

 


1998

Anadolu'nun yolunu tuttuk. İstikamet Kapadokya. Anadolu'nun bağrında bir doğal güzellik. Yolculuğumuz nasıl geçti anlamadık bile. Herkesin keyfi yerindeydi. Gündüzleri tarihi ve doğal harikaları ziyaretle geçirdik. Geceleri ise arkadaşlığın ve birlik-bütünlüğün doyasıya tadına vardık yaptığımız sohbetlerde. Tek kelimeyle süper bir gezi oldu. Anılarımızda saklayacağımız önemli aktivitelerden biri.

Burcu KESKİN 10Yd


24 Mayıs 2002

Sınav döneminin ardından biraz soluklanalım ve farklı bir mekanda moral depolayalım dedik ve 24 Mayıs Cuma günü Sütlüce Rahmi Koç Müzesi'nin yolunu tuttuk. Eskiden yeniye teknolojik icatların gelişimini sergileyen bu ilginç müzeyi gezmek gerçekten çok keyifli oldu. İnsan dehasının nelere vesile olduğunu buluşları gözlemlerken bir kez daha anladık. Bize de bu gelişimlere katkıda bulunma hevesi geldi doğrusu ve daha çok ders çalışmaya karar verdik... Önümüz açık, ne de olsa genciz...

Ş.Bengü YAĞCI 10Tm/A
 


7 Haziran 2002

Hazırlık sınıflarımız Tatilya Eğlence Merkezi'nde tabirî caizse kurtlarını döktüler. Bütün yılın yorgunluğu uçtu gitti sanki. Böylece son bir gayretle kapanışa kadar okula moral depolamış biçimde gelip gittiler; bir dahaki geziye kadar...

Zülâl KURTULUŞ 10Yd
 


6 Kasım 2002

Dolmabahçe Sarayı'na rezervasyon yaptıramadık. Geç kalmışız. Bu nedenle biz de hazır gezi hevesine kapılmışken Topkapı Sarayı'nı ziyaret etmeye karar verdik. Tarihimizin en değerli kalıntılarının sergilendiği bu mekanda adeta büyülendik. Buram buram geçmişin kokusu geldi burnumuza. Nelere sahne olmuş güzide vatanımız. Atalarımızın yaşadıkları hakkında bir nebze de bilgi sahibi olup, gezimizi tamamladık.

Gülben GÖKHAN 10Sos
 


27 Kasım 2002

Lise ikinci sınıfların tarih dersinde işledikleri konulara uygunluğunu dikkate alarak, yine bizlerin katılımıyla gerçekleştirilen bir Yıldız Sarayı gezimiz vardı. İyi bir fikir olduğu kesinlikle kanıtlandı. Hem bilgilendirici hem de dinlendirici türden bir gezi oldu. Keyifli bir gün geçirdik.

Özlem AÇIKGÖZ 10Yd
 


 "KULELİ"YE GEZİMİZ


          Bu senenin Gezi-Gözlem Kolu Başkan Yardımcısı olarak yapılan gezilerle ilgili tanıtım yapmam gerektiği söylendi ve işte başlıyorum... Son düzenlenen geziden bahsetmek istiyorum sizlere.
          Gezi-Gözlem kolunun öğretmeni olan Derya Vila, beni kendi kolunda başkan yardımcısı seçtikten sonra başlamıştı her şey. Biraz kendi merakım biraz da okulun (arkadaşlarımın) isteğiyle ilk günden beri "Kuleli Askeri Lisesi"ne gidilmesi için elimden gelen baskının tamamını, hocalarımızı bıktırma derecesine getirircesine, uyguluyordum. Kimse olumlu bir şey söylemediği için de her seferinde gitme umudum azalıyordu.
İşte bir gün Milli Güvenlik dersinde Albayımız Mehmet Ali Üretener, ileri bir tarihte "Tarihi Kuleli"ye gideceğimizi söyledi. Tabi ben -zor da olsa- söylenen günden bir ay sonra gidileceğini öğrenmiştim bile...
          Her hafta, pazartesi günü gelip geçiyordu. Ama bir türlü 5 Mayıs gelmiyordu. (Gitmek istemeyenlere sorarsanız aksi cevap alırsınız, o ayrı!)
          Sayılı gün işte çabucak (!) geçivermişti. BizleR -lise ikinci sınıf öğrencileri- servislere doluşup o tarihî, şerefli ve biz sivillere göre gizemli okula doğru yol almaya başladık.
Bulunduğum servisteki arkadaşları bilgilerim dahilinde aydınlatırken bir bakmışız ki sahil boyu ilerliyoruz. (...)
          Herkesin toplanmasını okulun yazlık, haliyle açık, bahçesinde beklerken bir yandan da etrafa bakınıyorduk. Sonra -sanırım bu tür işlerle ilgili kişi olan- Arzu Hanım bizi konferans salonuna, düzenli bir şekilde, götürdü; okulu tanıtıcı bir program izletmek için...
          Açıkcası o programı izledikten sonra okulu gezmeye gerek olmadığını düşünmeye başlamıştım. Yetkililer de benimle hemfikir olacaklar ki önce okulun 4 kantininden (yanlış hatırlamıyorsam onlar gazino diyorlar) birini, sonra da 45.000 kitap kapasiteli olan kütüphanelerini görüp okuldan ayrıldık.
Artık okulun havasından mıdır, görüntüsünden midir bilmiyorum ama, o kadar kalabalık olmamıza rağmen (yaklaşık 240 kişi) oraya yakışır bir şekilde gezimizi bitirmiştik. Ne diyelim artık: biz erdik muradımıza, siz çıkın kerevit avına !..

Zülâl KURTULUŞ 10/YD 593